Mart
2009′ da bazı gazete ve haber kanallarında, Çeçenistan’da yedi kadın’ın
öldürülmüş olarak bulunduğu bildirildi. Öldürülen bu kadınlarla ilgili
olarak sözde devlet Başkanı Ramzan Kadirov; bir Cuma namazı çıkışında,
kadınların iffetsiz ve edepsiz oldukları ve kocaları tarafından
namusları için öldürüldüğünü açıklamış.
Kadınlar 18 ile 35 yaşları arsında ve
başlarından vurularak öldürülmüş. Bu haberi okuyunca kanım dondu bir
an. Kadınlar iffetsiz davranmış olabilir. Kocaları da buna razı
olmayabilirler, eşlerini vurabilirler de diyelim!..
Diyemeyiz!..
Hiçbir şekilde böyle bir şey
diyemeyiz!!!.. Kocaların bu sebeple eşlerini vurma hakkı yoktur, asla
böyle bir hakları yoktur. Kocaların eşlerini vurma hakkı olduğunu
düşünen veya söyleyen zihniyetin bulunduğu bir yerde; hukukun en ilkel
şekli bile yoktur. Hele bunu sözde devlet başkanı sıfatı bulunan biri
söylerse olay çok daha fazla vahim bir boyut almaktadır. Hukukun
olmadığı yerde ise can ve mal güvenliği yoktur ve orada orman kanunları
geçerli olur. Olayı çeşitli boyutlarıyla incelemek mümkündür. Biz bir
iki açıdan bakalım olaya.
Çeçenistan’ da SSCB’nin dağılmasından
sonra hiçbir hukuk yer almamakta ve uygulanmamaktadır. Varsa da bu
hukuku biz bilmiyoruz ve uluslararası normlara uymamaktadır. Oysa
kadının aile içindeki yerini ve hukukunu belirleyen medeni hukuktur.
SSCB zamanında nasıl bir aile hukuku vardı bilmiyorum. Vardı idi ise
de, Çeçen kadınlar için bir yararı olmadığı kesindir. Çeçen kadın için
kocası tarafından; “çık dışarı” denildiğinde; her şey bitmiş demektir.
Çocuklarını da bırakıp yaşadığı evi terk etmek zorundadır. Bu durum en
temel insani duygu ve kurallara ve medeni hukuka uymadığı gibi; İslam
hukukuna da aykırıdır. Çeçen kadını kocası tarafından herhangi bir
sebeple yuvasından dışarı atıldığında, hiçbir güvence ve hakka sahip
değildir. Çeçen toplumunda kadın bütün doğu toplumlarında olduğu gibi,
bir eşya veya mal gibi görülmekte ve aşağılanmaktadır. Bu durum
kadınların mı aşağılık yoksa erkeklerin mi daha aşağılık olduğunu
düşündürmektedir bize. Erkek, kadını “Anadolu deyimi ile; elinin kiri”
olarak görmekte, daha yeni evlendiği gencecik karısını iki ay sonra,
sen bana yaramazsın diyerek babasının evine göndermekte sakınca
görmemekte ve bu olay seyrek görülen bir durum da değildir. Bir süre
sonra erkek başka bir kız bulup evlendiğinde durum yine aynı şekilde
tekrarlanabilmektedir. Bu konudaki olaylar bu ve benzeri biçimlerde
devam etmektedir. Şimdi olayın bir başka boyutuna gelelim.
Baba evine gönderilen kadın artık bir
kız değildir. Gönderilirken de ne medeni hukuka uygun ne de İslam
akaidine uyan bir güvence veya mehir ile geri gönderilmemiştir.
Yaşamını onurla sürdürecek, veya en azından karnını doyuracak bir
geliri yoktur. O artık bir (cieroo) dur ve potansiyel bir kötü
kadındır. Ayrıca buna Çeçenlerin çalışma ve geçim geleneği ve
alışkanlıkları da eklenince durum daha da karmaşık bir hal almaktadır.
Nerdeyse evin geçimi kadınların üzerine yıkılmıştır. Bütün pazarlarda
alışveriş yapan tezgahtarlar kadınlardır. Ticaret için kadınlar ülkeler
arası seyahatlere çıkmaktadır. Bazen bir erkek tezgah’a geçtiğinde bu
durum kadınlar tarafından bile yadırganmaktadır. Dolayısıyla, kadın
evin dışında da çalışmak durumundadır.
Erkeklerin umursamadan
onursuzlaştırdığı, dul kadınların artan sayısı, asla kadınların kusuru,
günahı, ya da iffetsizliği değildir Yaşanan iki dehşet veren savaştan
sonra erkek sayısının, oran olarak çok düşmüş olmasının yarattığı
olumsuzluk ise (sosyal, ekonomik ve psikolojik) ayrı bir inceleme
konusudur.
Dünyanın her yerinde ve her toplumunda
görüleceği gibi Çeçen kadınların da böyle bir şey yapmış olmaları
mümkündür. Fakat bunun cezasının böyle verilmesi, ve o ülkenin sözde
başkanı tarafından böyle ifadelendirilmesi akıl alacak bir durum
değildir. Evinin ve kocasının da geçimini sırtlanan zavallı kadın,
pazarda satmak için mal almaya gittiği başka ülkelerde ve oralarda ki
son derece kötü otellerde kalırken, başına bir hal geldiğinde (bu kendi
rızasıyla olabilir) sorumlusu kadın mıdır yoksa onu oraya göndermekte
hiç sakınca görmeyen koca mıdır?
Olayın bir de İslam hukukuna göre
değerlendirilmesi vardır ki; bu hem uzun bir açıklamayı gerektirir hem
de bilgi gerektirir. Fakat her şeye rağmen kadınların kocaları
tarafından vurulmasının İslam la ve Müslümanlıkla, hatta insanlıkla
bağdaşır bir yanı yoktur. O halde toplumsal düzen tesis olunurken en
başta gelen hukuk olmaktadır. Osmanlı padişahları bile kardeşlerini
katlederken fetva alma gereği duymaktaydılar. Bunlar hangi fetvaya,
veya hangi yasaya, hangi kurala, ve hangi insani duyguya dayandılar da
yedi kadını öldürdüler. Müslümanlıkta böyle hunharca cinayet var
mııııııı????????? !!!! RUSLARIN ÖLDÜRDÜĞÜ KADIN VE ÇOCUKLAR YETMEDİ
Mİ!!!! En kısa sürede Çeçenistan’ da da hukukun ve insan haklarının
tesis olmasını diliyorum.
Ali Bolat