2014’ ün Çerkes soykırımının 150. yılı olması hasebiyle, özellikle Türkiye’de daha yüksek sesle geçeceğini düşünenlerdendim. Galiba yanıldım. Zira bir iki grubun yeterli olmasa da ısrarlı toplumsal tacizlerini saymazsak, Çerkes ahalinin 2014’ü bir soykırım yılı olarak değil de daha çok ‘’metal yorgunluğu’’ sendromu ile uğurladığını düşünenlerdenim. İradi tercihimle kategorilere ayırdığım aforizma denemeleri, Çerkes ''сэмэркъэу-hiciv''geleneğinin kendince satırları sayılsın. Ne diyelim, 2015 de seslerimiz daha da çoğalsın, gürleşsin!
Fraksiyon şefi kıvamında olanlar:
‘’Halklarımız içinden geçtiğimiz yeni küresel dünya düzeni kavgasında ortak demokrasi mücadelesi alanına hızla ve gecikmeden dahil olmalıdır’’ türünde ki çağrıları misal, kazara katıldıkları bir pikniğe dahi maharetle monte edebilenlerdir. Örgütsel disiplin anlayışıyla idare ettikleri gruplarından çatlak ses çıkmaması için, ölesiye savundukları ‘’demokratik’’ teamülleri yine halkların bekası için rafa kaldırabilen önderlikte asmış yoldaşlardır. Kılı kır yararak yazdıkları ...